Tolga Sezgin — 1973, İstanbul doğumlu. Foto muhabiri. 2014 yılında Nar Photos’un kurucuları arasında yer aldı. Ulusal ve uluslararası; gazete, dergi ve ajanslara haber ve röportaj fotoğrafları üretti. Çalışmalarını buradan görebilirsiniz.

Project Zoom’un çağrısına “Umut Petekleri” projesiyle başvurduğumda on dört yıldır yaşadığım Burgazada’da ki evimizde eşyalarımızı topluyordum. Projemin kabul edildiği haberini aldığımızda ise eşimle birlikte Gökçeada’da yeni hayatımıza başlamıştık. Pandemi ve sonrasında yüzleştiğimiz yeni gerçekliğin bize ne söylediğini duymaya çalışmak yolumuzu Türkiye’nin en batı ucunda bulunan bu adaya düşürmüştü. Bizim için bu çağrının tercümesi büyük kentin dışında, yaşama alışkanlıklarımızı yeniden gözden geçirdiğimiz, kırsala yakın, doğayla uyumlu, sürdürülebilir bir yaşam kurmayı denemekti. Adaya taşındığımızda bizimle benzer çabalarda bulunan başka insanlarla tanıştık. Hepimiz bu yeni evin, yeni hayatın anahtarını arıyorduk. Pandemi ile birlikte, birbirinden uzak gibi gözüken yaşamların aslında birbiriyle ne kadar bağlantılı ve bir felaket karşısında ne kadar eşit olduklarını gördük. Yarına inşa edeceğimiz güzel bir dünya için birbirimizin sesini kalpten duymaya, dayanışmayı çoğaltmaya ve bunların yanına umut dolu hikayeleri bırakmaya mecburuz. Son dört aydır elimden geldiğince, hem kendileri hem de toplum için bu yeniyi deneyen yaşamları takip ederek umutlarını nasıl çoğalttıklarını anlamaya ve anlatmaya çalıştım. Şimdi bu hikayeleri www.umutpetekleri.com adlı web sitesinde topluyor ve çoğaltmayı niyet ediyorum. Bu karanlık zamanlarda yoluma ışık düşüren Project Zoom topluluğuna da şükranlarımı sunuyorum.

Sizleri adada yeni bir yaşam kurmaya çalışan Yunus ve onun hikayesini anlatan Tuba ile baş başa bırakıyorum.

Bir Sürü İnsanın Birlikte Ördüğü Bir Petek *

Hikaye 2012’ye uzanıyor aslında, aramızda sanırım İmrozla ilk bağ kuran, burada bir hayat düşleyen Yunus oldu. Hayatını sigortalı, mesaili bir işte sürdürmeyeceğine ta o zaman karar verip elde avuçta ne varsa bir araya getirip İmroz’un belki de en ücra, en yaban, en zor ama başka bir alemde hissettiren arazisini edinmişti. Hikaye tam da burada başladı. Plaka Mevkii, Hane No:1

Hali hazırda bir adada yaşarken başka bir adada köklenmenin yuvalanmanın hikayesi biraz da bu. Prens adalarından birinde yaşarken başka bir adayı düşünmeye başlamak ana karada yaşayan birinin bir adayı düşünmeye başlamasından biraz daha kolay olmalı, hatta İmroz’dan göç etmek zorunda kalan ve Yunanistan adalarında yaşayanların ne hissettiklerini de hep merak etmişimdir. Yunus da hep İmroz’dan önce bir başka adada yaşıyor olmasının bir staj olduğunu söyler, İmroz’a hazırlık.

Tabi arazi edinmekle bitmiyor, önce kırsalda yaşamaya dair güçlü isteğin oluşması gerek, kırsalın tüm zorluklarını sineye çektirecek o güçlü isteğin… Yunus için önce kısa ziyaretler başlıyor İmroz’a, uzaktan hayaller kuruluyor İmroz’a dair ama İmroz’a göç biraz erteleniyor. Bu arada müzik giriyor ve iyice yerleşiyor Yunus’un hayatına İmrozdaki arazi gibi ücra, zor ama başka bir alemde hissettiren udu öğrenmek, müzik yaparak hayatını sürdürmek, dünyanın her yerinde ud çalarak hayatta kalabilmek gittikçe gerçeğe dönüyor.

İmroz’a yolculuklarında adanın müziğinin de peşine düşüyor Yunus ve Timoleon Çakni ile tanışıyor. Timoleon geçmişte adadan ayrılmak zorunda kalmış ama tekrar adaya dönmüş 79 yaşında bir müzisyen. Kemanıyla İmroz ezgilerini çalan Timoleon, Yunus’un İmrozla ilk gerçek temasını, adanın geçmişine, kültürüne, müziğine yolculuğunu sağlıyor. İmroz’un tarihi buraya ait pek çok şeyi yok eden politikalar barındırıyor, pek çok kültür ürünü gibi müzik de bundan nasibi almış, Timoleon ve Yunus ise adanın müziğini sürdürmeye çalışarak iki farklı kuşağın, iki farklı topluluğun dostluğun temsiline dönüşüyorlar.

Birkaç yıldır Yunus artık İmroz’daki arazisine yerleşmenin adımlarını atıyor. Ada eve dönüştü onun için ama “adaevde” bir de yuva inşa etmek şart oldu. Yunus hep hayali olan kolektif yaşamın, birlikte hareket etmenin en güçlü örneklerinden birini İmroz’un en uzak köşelerinden birinde gerçekleştirdi gerçekleştiriyor. İmroz’a ağaçlarla ve tek göz bir ev ile köklenmenin bir sürü şehir ve ülkeden insanın sokaktaki ud sesine kulak vermesiyle ortaya çıktığını düşünmek inanılmaz gelse de Yunus bunu başardı. Hepimizin ya çamuruna elimizi sürdüğümüz ya da müziğini desteklediğimiz için dahil olduğumuz bir petek ördü. Gerçek bir petekten bahsediyorum bu arada, kendi arazisindeki toprak ve su ile arkadaşının arazisindeki samanından oluşan harcı petek şeklinde bir eve dönüştürdü. Ve bunu çok sevdiği müziği sokağa taşıyarak yaptı. Bugün hala adada veya Çanakkale’de sokaktan ud ses geliyorsa bilin ki o Yunustur.

  • Tuba Emiroğlu

Written by

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store