“Meğer Öyle Değilmiş”: Salgınla Yüzleşmek ve Vesaire Yazılarındaki Motivasyon

Can Koçak — Ekim 2014’te ekibiyle birlikte hayata geçirdiği vesaire.org ile, ilk günden bu yana çevrimiçi platformların doğasına aykırıymış gibi görünen zamansız ve “uzun” yazılar yayımladı. Editoryal yaklaşımlarının bir diğer unsuru, internetteki bilgi bolluğunun ister istemez yol açtığı kirliliği biraz olsun gidermek, bulanık suları berrak hâle getirmekti. Pandemi gibi (en azından insanlığın günümüzde hayatını sürdüren üyeleri için) yepyeni bir kriz de elbette bu kirlilikten nasibini aldı. Project Zoom için meselenin özellikle Türkiye’de göz ardı edilen bir yanına, salgın hastalıkların gıda tedarik zincirleriyle ilişkisine odaklandı. “‘Meğer öyle değilmiş’: Salgınla yüzleşmek ve vesaire yazılarındaki motivasyonumuz” adlı bu yazıda, salgın süresindeki araştırmaları ve yayınlarından hareketle vesaire.org’un editoryal yaklaşımını merceğe alıyor.

Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde Çin Kültürü dersleri veren Yan Lianke, 21 Şubat’ta öğrencilerine korona virüsünün ortak hafızayı nasıl etkileyeceğine dair ilham verici bir konuşma yaptı. Dersi Grace Chong Literary Hub için İngilizceye aktardı, ben de vesaire.org’da yayımlanması için Türkçeye çevirdim. Yazının başlığı “Korona virüsünden sonra ne olacak?”tı. Bu konuşma yapıldığından bu yana aradan 9 aya yakın bir süre geçti, bu sorunun cevabını hâlâ kimse bilmiyor. Öte yandan bu dönemi gelecekte ne olacağını tahmin etmeye çalışmak yerine geçmişin değerlendirmesini layıkıyla yapmak için kullanmak da iyi bir fikir olabilir.

Salgın hastalıkların esasen gıda tedarik zincirleriyle bağlantılı olabileceğini Nisan 2020’de okuduğum birkaç makale aracılığıyla öğrendim. The New Yorker’da Kate Brown imzasıyla yayımlanan yazı “The Pandemic Is Not A Natural Disaster” (Pandemi Bir Doğal Afet Değil) başlığını taşıyor, Jan Dutkiewicz, Astra Taylor ve Troy Vettese The Guardian için yazdıkları “The Covid-19 pandemic shows we must transform the global food system” (COVID-19 pandemisi küresel gıda sistemini değiştirmemiz gerektiğini gösteriyor) ile henüz başlıktan teşhisi koyuyor, sonradan bu konunun önde gelen isimlerinden olduğunu öğreneceğim Rob Wallace “Who Should We Blame for Coronavirus?” (Korona virüsü için kimi suçlamalıyız?) sorusunun cevabı için hayvan çiftliklerine işaret ediyordu. Ne olup bittiğini anlamaya çalıştığımız bir dönemde bu başlangıç niteliğinde sayılabilecek yaklaşımlar, aslında pandeminin de gerçekleşmedikçe konuşulmayan diğer doğal afetlere benzediğini ortaya koyuyor, bizi salgının nasıl oluştuğuna dair tepkimizi doğru yere yönlendirmeye teşvik ediyordu. Özetle, okuyan ya da dinleyen ve ciddiye alanlar için tam bir “meğer öyle değilmiş” ânının oluşmasına yol açıyordu.

Yukarıda da belirttiğim gibi vesaire.org’u Ekim 2014’ten bu yana gönüllülerden oluşan bir ekiple yürütüyoruz. Ekipteki herkes başka bir işte de çalışıyor, dolayısıyla vesaire’yle yalnızca onlardan arta kalan zamanlarda ilgilenebiliyoruz. Elbette bu yazıya bundan yakınarak devam etmeyeceğim. Yalnızca durumu açıklamak istedim. Ben İstanbul Tasarım Bienali’nin iletişim koordinatörlüğünü üstleniyorum, bu yıl da bienalin Empatiye Dönüş: birden fazlası için tasarım başlığıyla düzenlenen beşinci edisyonunu gerçekleştiriyoruz. Temanın önemli unsurlarından biri ise topraktan tabağa dek yiyecekler. Küratör Mariana Pestana özellikle tüm bu süreçteki üretime ve tüketime getirilen eleştirel bakış açılarına değer veriyor. Kendisiyle yine Nisan 2020’de salgının gıda tedarik zincirleriyle bağlantısına dair konuşurken bana Türkiye’de bu konuyla kimlerin ilgilendiğini sordu. Hızlı bir araştırmanın ardından birkaç isme ulaştıysam da özellikle yayıncılık alanında bu konuda ciddi bir Türkçe kaynak eksikliği olduğu görülebiliyordu. Mariana’nın bu sorusunun ardından bu bağlantının Türkçede daha iyi anlatılması gerektiğini anlamıştım. Project Zoom’un açık çağrısında yer alan “Halk Sağlığı” başlığını gördüğümde ise bunun nasıl olabileceğine dair kafamda âdeta bir şimşek çaktı. Belki biz de birilerinin “meğer öyle değilmiş” ânını tetikleyebilirdik, nitekim vesaire’nin editoryal motivasyonu tam da buydu.

ABD merkezli yayın Vox’u takip etmiyorsanız bile hazırladıkları, zamanla iyice popülerleşen ve Netflix’te de yayımlanmaya başlayan “Explained” adlı video serisini duymuşsunuzdur. “Açıklandı” gibi çevrilebilecek başlığından da anlaşıldığı gibi herhangi bir meseleyi olabildiğince anlaşılır şekilde servis etmeyi hedefliyorlar. Bunlar da genellikle fazlasıyla yanlış bilginin dolaştığı, hatta galat-ı meşhur sayılabilecek konuların arasından seçiliyor. Yayının sloganı bile “Understand the news”, yani “Haberleri anlayın”. Bunu yaparken “doğru bildikleriniz aslında doğru değil, bakın doğrusu bu” gibi özetlenebilecek bir yaklaşım sunmayı da ihmal etmiyorlar. Bu açıdan vesaire’nin en büyük ilham kaynaklarından olduğunu söyleyebiliriz.

vesaire’de bu yaklaşımın nasıl işlediğine örnek olarak Zeynep Özdoğan’ın yazdığı “Umutsuz bir sağlıklı yaşam takıntısı: ‘Wellness’” yazısını gösterebiliriz. Wellness gibi popüler akımlar sağlıklı ve iyi birer yaşam vadetse de günümüzün güvencesiz koşullarında insanların iyi hissetmeleri için bunun yeterli olmayacağını açıklayan yazı, bu modaya farklı bir bakış açısı getiriyor. Yazının ardından sebep olmayı umduğumuz “meğer öyle değilmiş” anları bize kimi zaman “hayır, gayet de öyle” tepkisiyle döndüyse de bunun da işin bir parçası olduğunu kabullenmiş durumdayız, şimdilik yola istediğimiz yayıncılık anlayışıyla devam etmenin memnuniyetini yaşıyoruz.

Project Zoom aracılığıyla başlattığımız salgın hastalıkların ardında gıda tedarik zincirlerinin olduğunu vurgulayacak yazı dizisinin de yine konuya farklı bir bakış açısı getirdiğini umuyoruz. Alandaki Türkçe kaynak eksikliğini gidermek, uzun vadede bu krizin sebeplerini ortadan kaldıracak çözümlere ufak da olsa katkıda bulunabilmek gibi hedeflerimiz de var. Sonuçta krizlerin sebeplerini anlamadan, “meğer öyle değilmiş” demeden çözümlere ulaşmak da mümkün değil.

Written by

Impact Journalism Grant Programme // Medyada Değişim Yaratanlar İçin Hibe Programı

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store