Kanalların Gölgesinde Kış Hazırlığı…

Emine Uçak Erdoğan — Gazeteciyim. Uzun yıllar farklı gazete ve dergilerde çalıştım biryandan da sivil toplum alanında gönüllü ve profesyonel çalışmalar yürüttüm. Toplumsal sorunların keşfedilişi, gündemleştirilmesi ve savunuculuk gibi konularda gazetecilik ve sivil toplum alanının birbiriyle bağları olduğunu düşünüyorum. Gazetecilik çalışmalarım da genel itibariyle hak gazeteciliği alanında yoğunlaştı; son yıllarda da iki yönümü de buluşturan sivil toplumun bağımsız mecrası olan Sivil Sayfalar’da çalışmaktayım. Aynı zamanda Medyascope TV’de sivil meydan isimli bir program hazırlayıp sunuyorum.

Project Zoom kapsamında desteklenen Sellerin Kadınların Gündelik Hayatına Maliyeti isimli çalışmam, son yıllarda sıkça yaşanan sellerin, kadınların hayatına kattığı zorlukları bir nebze de olsa ortaya koyma amacı taşıyor. İklim değişikliği, doğayı tahrip eden kentsel ve kırsal büyümeler başta olmak üzere bir çok konuyla ilgisi olan selleri; kadınların gündelik hayatına maliyetleri üzerinden ele almak isteyişimin sebebi; Project Zoom’un odak noktası olan ‘gözden kaçmış/görül(e)memiş’ tanımına uygun bir toplumsal mesele olarak görmem. Olağan gündelik hayatta bile birçok alanda varlıkları, emekleri görülmeyen kadınların; olağanüstü zamanlarda yaşadıkları zaten hiç görülmüyor.

Sel sonrası gündelik hayatın yeniden düzenlenmesinde birinci derecede rol kadınlara düştüğü halde, ne kentlerde ne kırsal kesimde sellerle ilgili rehabilitasyon aşamaları için kurulan kriz merkezlerinde söz sahibi değiller. Tüm bu bahsettiğim bilgileri araştırmak üzere, Düzce ve Adana’da yaşanan selleri odağına alarak yaptığım görüşmelerde; kadınların bu durumu nasıl yaşadıkları, nasıl mücadele ettikleri ve bir yıl sonra bu bölgelerde gündelik hayatın ne durumda olduğu sorularına cevap bulmaya çalıştım.

Çukurova’da Rutin Felaket Olarak Su Baskınlarına Maruz Kalan Kadınlar

Adana’daki saha çalışmaları yolumu mevsimlik tarım işçisi kadınlarla kesiştirdi. Çünkü onlar için su baskını, sel özellikle kış aylarında ne yazık ki hayatın rutini olmuş durumda. Yılın tamamını çadırlarda geçiren bu kadınlar için hayat yeterince ağır; kışın sık sık yaşanan su baskınları bu ağırlığın şiddetini iyice arttırıyor. Su baskınlarının sebebi; çadırların su kanallarının kenarına kurulması… Hazine arazisi olan bu bölgelere kira vermek durumunda kalmadıkları için mecburen yerleşiyorlar. Bu kanallar sellerin dışında yazın da sağlık açısından riskler bulunduruyor.

Tarlada gün boyu çalışan kadınlar ve kız çocukları, çadıra döndüklerinde gündelik hayat rutinindeki tüm işleri de yapmak zorundalar. Yemek, bulaşık, çamaşır, temizlik… Normal zamanda bile başa çıkmak çok mümkün değilken; kışın birkaç günde bir yağmur ve çamurun çadırlara dolmasını ve soğuk havada her şeyi kurutup yeniden yaşanabilir hale getirmeye çalışmayı düşünün… Yaşantıları yıllardır bu döngüde ne yazık ki…

Image for post
Image for post

Konuştuğum kadınların büyük çoğunluğu tam da bu yüzden kışı sevmediklerini dile getirdiler. Ama tabi bu kışa hazırlık rutinlerinin yerine getirilişine engel değil. O günlerde tüm evlerde olduğu gibi gittiğimiz çadırlarda da kış hazırlıkları göze çarpıyordu. Tarlalarda ülkenin dört bir yanındaki hemcinslerinin kış hazırlığı için biber ve domates toplayan kadınlar; akşam çadırlarına döndüklerinde onlarca işlerinin arasında bir de kış hazırlığına girişiyorlardı.

Kış hazırlıklarından salça yapımıyla ilgili bu fotoğraf serisi; Çukurova’daki mevsimlik tarım işçisi kadınların kanal boylarındaki gündelik hayatlarının bir özeti aslında… Medium’daki ilk çalışmamda; gözden kaçtığını düşünerek odaklandığımız konularda da ne kadar çok görülmeyen olduğunu dile getirmeye çalıştım…

Written by

Impact Journalism Grant Programme // Medyada Değişim Yaratanlar İçin Hibe Programı

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store