Erkeğin Silahı Kimyasal Olunca…

Esra Açıkgöz — Marmara Üniversitesi’nde gazetecilik eğitimi alırken, ikinci sınıfta Cumhuriyet’te çalışmaya başladı. 14 yıl boyunca eğitimden sanata, siyasetten sinemaya birçok konuda haber hazırladı. Ama en çok da toplumsal sorunlarla ilgili mevzularda; işçi hakları, kadına yönelik erkek şiddeti, göçmen sorunları, çevre, ayrımcılık… 2015’ten 2019 Kasım’ına kadar Hürriyet’te eğitim editörlüğü yaptı. Taa ki sendikalı olduğu için tazminatları verilmeden atılan 45 gazeteci arasında yer alana kadar. O gün bugündür “işsiz” ya da yeni adıyla “bağımsız” gazeteci. Uzun zamandır aklında olan “Erkeğin silahı kimyasal olunca…” projesi, Project Zoom’un toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik desteğiyle birleşince bu belgesele başladı. Erkeklerin kezzap, asit gibi kimyasal saldırısına uğrayan kadınlarla, aileleriyle görüşerek, erkek şiddetinin vardığı vahşeti göstermeyi amaçlıyor. Tabii işin hukuki, psikolojik yönünü uzmanlarıyla, talepleri kadın örgütleriyle konuşmayı da ihmal etmeden…

Eril zihniyet, taraf devletlerin toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti bir zulüm olarak kabul etmesini getiren İstanbul Sözleşmesi’nden “rahatsızlığını” dillendire dursun, Türkiye’de kadınlar hâlâ yaşam haklarını koruyabilmek için yoğun mücadele veriyor.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, Eylül 2020’de 16 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. 20 kadın da şüpheli şekilde ölü bulundu. Üstelik bunlar buzdağının sadece görünen kısmı. Kadına yönelik şiddetin ölümü aratmayan bir yöntemi daha var: Asitli, kezzaplı saldırılar. Peki, kadınların “görünürlüklerini” yok etmek, varlığını “silmek”, onları toplumdan uzaklaştırmak için bu suçu işleyen erkekler nasıl yargılanıyor? Yasalar, bu konuda kadınları korumaya yetiyor mu? Neler yapılması gerekiyor? Yanıtı, İskenderun Kadın Platformu üyesi, avukat Mehtap Sert’ten.

Kadın hakları aktivisti bir avukat Sert. Biz onu daha çok, 15 Ocak 2019’da dershaneden eve giderken eski sevgilisi Casim Ozan Çeltik’in asitli saldırısına uğrayan, 19 yaşındaki Berfin Özek’in avukatı olduktan sonra tanıdık. Oysa Sert, ailesinde şiddet geçmişi olan bir çocuk olarak yıllardır kadın hareketinin içinde. 2015’ten beri de İskenderun Kadın Platformu’nun avukatı. “Kadınların birbirine verdiği gücü, eylemde yan yana durmayı ya da duruşmada bir başarı kazanınca birbirimize sarılmayı; bu enerjiyi seviyorum. Bu, beni ayağa kaldırıyor” diyor. Zaman zaman aldığı davalar nedeniyle erkek şiddetinin hedefi de oluyor. Sert’e göre, 6284 sayılı kanun kadını korumak için iyi bir yasa. Türkiye’de de, Avrupa ve diğer ülkelerdeki gibi işler hale gelse şiddetin önleneceğini düşünüyor. Ancak Türkiye’de hâlâ karakola şikâyete giden kadınlara, “Yazıktır adamı evden uzaklaştırıyorsun, gece nerede yatacak?” diyen polisler olduğunu biliyor.

KADIN DAYANIŞMASI İŞBAŞINDA

Gelelim, Berfin’in davasına… Sert’in yolu, Berfin’le de kadın dayanışması sayesinde buluşuyor: “Hukuk büromuzdaki avukatımızın yakın arkadaşı, ‘Ailenin ekonomik durumu iyi değil, bakar mısınız?’ demişti. Biz de kabul ettik. İskenderun Kadın Platformu da zaten şiddet olaylarını takip ediyordu. O da işin içine girdi.

Image for post
Image for post

Adana ve Hatay baroları, İstanbul’dan birçok kadın derneği, Hatay’dan Kadınlar Birlikte Güçlü, Mor Dayanışma, Kadın Emeği bizim yanımızda durdular, dayanışma sergilediler.” İşte bu dayanışmayla Berfin, normalde devletin “lüks” olarak gördüğü, “estetik” saydığı ameliyatları olabiliyor. Sağlık Bakanlığının devreye girmesi de, özel bir hastanenin ameliyatları üstlenmesi de bu sayede oluyor. Bir yandan da hak arayışına devam ediliyor. “Maalesef, bu suçu gerçekleştiren erkekler, yaralamadan ceza alıyor” diyor Sert, “Asit, bir uzuv kaybına sebep olduysa cezada artırım yapılıyor. Bu da ortalama sekiz yıla tekabül ediyor. Kimi davalarda, ‘basit yaralama’dan yargılandıkları bile oluyor. Eril yargının genelde değerlendirme biçimi bu şekilde. Asitle yaralamalar konusunda zihniyetin değişmesi şart ve yargıya da bu eril zihniyetten uzak bir bilincin aşılanması gerekiyor.”

SUÇU YARALAMA DEĞİL KASTEN ÖLDÜRME
Aslında hazırlık soruşturmasını yaparken kamera, telefon kayıtlarını inceleyen, sanığın ifadesindeki yalanları, kıyafetlerindeki asit izlerini ortaya çıkaran kadın savcı, Berfin’i de görünce bunun yaralama değil, öldürme kastı olduğuna kanaat getirerek, kasten öldürmeden iddianame düzenliyor. Ağır ceza hâkimi de bunu kabul ediyor. Ancak tayini çıkınca yerine gelen yeni hâkimin tavrı farklı oluyor. Sert, mahkeme sürecini şöyle anlatıyor: “Berfin ifadesini verirken doğal olarak heyecanlandı ve biraz sesini yükseltti. Hâkim, Berfin’e bağırarak salondan atacağı yönünde ihtarda bulundu. Oysa istismara uğrayan kadın genelde duruşmada bağırabiliyor. Hâkimin tavrı da, ‘Avukat hanım müvekkilinizi sakinleştirin. Yoksa kısa ara verelim’ gibi olur. Hâkim, dosyayı hazırlayan savcının iddianamesine değil, duruşma savcısının mütalaasına uygun karar verdi. İtiraz ettik.”

BERFİN’İN YÜZÜNE 1.5 LİTRE ASİT DÖKÜLMÜŞTÜ!

Davalarda avukatlar ve kadınlar, asit miktarına sürekli vurgu yaparak, çok mücadele ederek cezayı bir kat daha artırmayı başarıyor: “13 yıl 6 ay ceza aldı… 1.5 litre asit dökülmüştü Berfin’in yüzüne. Aslında hukukta şöyle bir şey vardır: Bir eylemde neyi hedeflediğiniz gözetilir. Mesela, kalemi birine sapladığınızda, bu öldürme değil yaralama kastınız olduğunu gösterir. Ancak birine silah sıktıysanız, bu öldürme kastıdır. 1.5 litre asidi sadece yaralamak için bir insanın tepesinden dökmezsiniz. Boğazına, ağzına denk gelse ölebilir. Nitekim Antalya’daki asitli saldırıda kadın arkadaş, kalbinin üzerine çokça geldiğinden iki ay sonra hayatını kaybetti. Berfin’in avantajı, o an telefona baktığından ağzına denk gelmemesi oldu. Ama yerel mahkeme bunu sanığın lehine değerlendirip, kasten yaralamadan ceza verdi. İndirimleri uygulamadı, yaralamanın en yüksek haddinden verdi ama doğrusu kasten öldürmeden vermesiydi. O zaman indirimsiz 24 yıl civarında alırdı.”

SIKINTI YASALARDA DEĞİL UYGULAMADA

Çeltik, 13 yıl 6 ay ceza alıyor. Ancak bunun yatarı sadece üç yıl. “Üç yıl kapalı, iki yıl açık oluyor” diyor Sert, “Biliyorsunuz pandemiden dolayı açığa çıktığı anda izinle salıveriliyor. Yani toplam üç yıl yatacaktı. İnfaz rejimimiz o kadar kötü ki, 13 yıl 6 ayın üç yılını yatmak çok komik. İnfaz yasası uygulamaları bu kapıdan alıyoruz, öbüründen bırakıyoruz modunda olmamalı.”

Image for post
Image for post

Peki, Berfin’in davasında bundan sonra ne mi olacak? “Dosyamız istinaftaydı, geçen hafta onandı. Maalesef o süreçte Berfin şikâyetinden vazgeçtiğinden istinaf taleplerimiz değerlendirilmedi. Şimdi kasten yaralamadan değil, kasten öldürmeden ceza alması için temyiz başvurusu yapıyoruz. Berfin bize tekrar vekâlet verdi. Anne-babasının reddedilen itirazı için de temyiz yoluna gideceğiz. Berfin’in psikolojik baskı sonucunda şikâyetten vazgeçmesiyle ilgili de, ‘İradesi fesada uğramıştır, bu sebeple iradesi yok hükmündedir, şikâyetten vazgeçme kabul edilemez’ diyerek, temyiz itirazlarımız için başvuru yapacağız. Eğer yüksek mahkeme kadından yana bakar, kadına şiddeti engellemek kastıyla hareket ederse… Sonuçta psikolojik baskı da bir şiddettir ve çoğu zaman fiziksel şiddetten daha ağırdır. Berfin’in bu şiddeti yaşadığı da açık, bu yüzden iradesi fesada uğramıştır.”
Berfin, 13 yıl 6 ay olan cezayı duyduğunda, “Verilen ceza çok kısa bir süre, benim acılarıma eş değer mi?” diye soruyordu, “O kadar kıvrandım, gözlerim görmüyor, yemek yiyemiyor, nefes alamıyordum. Hatta konuşamıyordum…” Tabii ki verilen hiçbir ceza Berfin’e acılarını tamamen unutturmayacak ancak adaletin yerini bulması, az da olsa içleri soğutacak. O yüzden şimdi gözler, yüksek mahkemenin kararında…

Written by

Impact Journalism Grant Programme // Medyada Değişim Yaratanlar İçin Hibe Programı

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store