2021 yılı bütçesinde çiftçinin payına ne düştü; rakamlar tarımın durumuyla ilgili ne anlatıyor? | Proje Ref

Gonca Tokyol — Gazeteci. Farklı yerli ve yabancı yayınlarda muhabir, editör ve yönetici görev yaptı, 2020 yılı başından bu yana bağımsız gazeteci olarak çalışıyor. Dedesinin tarlasından çıkan biçerdöverlerinin nereye gittiğini merak ettiği zamanlarda sorduğu soruların cevabını gazeteci olarak da merak etmeye devam etti. Project Zoom’un desteğiyle, foto muhabir Osman Örsal’la birlikte uzun süredir akıllarında olan Proje Ref’i başlattılar. Proje Ref’te Türkiye’de tarımın mevcut durumunun şablonunu çizmek ve sürdürülebilirlik, iklim krizi ile toplumsal cinsiyet eşitliği başlıklarında yeni tartışma zeminleri oluşturmayı hedefliyorlar.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Aralık ayında gerçekleşen bütçe görüşmelerinde, diğer birçoklarının yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı 2021 yılı bütçesi de kabul edildi.

Bakanlığın toplam bütçesi bir önceki yıla göre yüzde 27,8 artarak 51,5 milyar Türk Lirası olurken; çiftçilere verilmesi planlanan destek ödemeleri ise 2020 yılıyla aynı seviyede tutuldu ve 22 milyar TL olarak belirlendi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bütçeye dair Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada pandemi sürecinde tüm dünyada market kuyrukları oluştuğunu ve insanların aç kaldığını belirterek Türkiye’nin ise arka planda yürütülen çalışmalar sayesinde benzer bir tabloyla karşı karşıya kalmadığını ve tarım ile hayvancılıktaki ileri gidişin 2021 yılında da sürdürüleceğini ifade etti.

Muhalefet milletvekilleri ise Türkiye’de ekili tarım arazileri ve kayıtlı çiftçi sayısında son yıllarda yaşanan gerileme ile çiftçinin karşı karşıya kaldığı ekonomik darboğaza dikkat çekerek mevcut tarım politikalarını ve Meclis’e sunulan bütçeyi eleştirdi.

Tarım bütçesiyle ilgili konuşan diğer milletvekillerinin eleştirilerinin bir kısmının haklı olduğunu kabul ederek bir kısmında ise cevap verilmesi gereken unsurlar olduğunu belirten Bakan Pakdemirli’nin bütçeyle ve bakanlığın hem attığı hem de atacağı adımlarla ilgili konuşmasında öne çıkardığı başlıklar, muhalefet milletvekillerinin şerhleri ve konuyla veriler şöyle…

-Büyüme

Tarım, orman ve balıkçılık sektörünün son on yedi, on sekiz yıldır 14'ü pozitif olmak üzere ortalama yüzde 2,8 büyümeyle gösterdiğini belirten Bakan Pakdemirli, bu rakamın az olduğuna dair eleştirilere hak verdiğini ancak 60'lardaki ve 90'lardaki büyüme rakamlarıyla karşılaştırıldığında bu oranların büyümede yavaşlamaya işaret etmediğini belirtti ve “Bu (2,8'lik büyüme), bütün Avrupa ülkelerini geride bırakan bir büyüme” dedi.

Bakan Pakdemirli, HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan’ın, büyümenin 2002 yılında yüzde 8,7 olduğu yönündeki eleştirisine de o yıl bir “anomali” yaşandığı ve değerlendirmenin bunun üzerinden yapılmaması gerektiği cevabını verdi. Turan, Meclis Genel Kurulu’ndaki konuşmasında, “Diyorsunuz ki ‘2019 yılında 3,7 büyüdük.’ Maşallah, peki, Sayın Bakan, bunu söylerken niye iktidarı aldığınızda Türkiye’nin tarımda yüzde 8,7 büyüdüğünü ve bugün gelinen yerde 3,7'ye düşürdüğünüzü söylemiyorsunuz” ifadelerini kullanmıştı.

Kaynak: TÜİK, Tarım ve Orman Bakanlığı

Muhalefet milletvekillerinin Tarım ve Orman Bakanlığı’na büyüme başlığında getirdikleri diğer eleştiriler de tarım sektörünün GSYH içinde aldığı payın düşmesi ve tarım arazileri ile çiftçi sayısındaki azalmaydı.

Son 20 yılda Türkiye’nin tarımsal GSYH’si TL bazında artış gösterirken, tarımın GSYH içinde aldığı pay ise azaldı.

Ancak bu küresel bir durum, Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) değerlendirmelerine göre de küresel olarak 1970 sonrasında tarımın GSYH içindeki büyümesi, diğer sektörlerin gerisinde kaldı.

Kaynak: TÜİK, Tarım ve Orman Bakanlığı

TÜİK verilerine göre, Türkiye’deki tarım arazilerinin genişliği 1990 yılında 27 milyon 856 bin hektardı, bu miktar 2002'de 26 milyon 579 bine, 2020'de ise 23 milyon 94 bin hektara geriledi.

Kaynak: TÜİK

Sosyal Güvenlik Kurumu verileri de Türkiye’deki kayıtlı tarım sigortalısı sayısı 2008 yılında 1 milyon 127 bin olduğunu gösteriyor. Bu sayı, Eylül 2020 itibariyle 572 bin 917'e gerilemiş durumda. Bu da tarımdaki sigortalıların sayısının son 13 senede neredeyse yarıya indiği anlamına geliyor.

Kaynak: SGK

Tarım Bakanlığı’nın Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı çiftçilerin sayısı da 2002 yılından bu yana düşüş göstermiş. 2002 yılında ÇKS’ye kayıtlı çiftçilerin sayısı 2 milyon 588 bin 666'yken, Bakan Pakdemirli’nin verdiği bilgiye göre, 2020 yılı Ağustos ayı itibariyle ÇKS’ye kayıtlı üretici sayısı 1 milyon 803 bin.

Kaynak: Tarım ve Orman Bakanlığı

-Destekler

“2020 Aralık itibarıyla desteklerimizin 19,9 milyarını yani 20 milyarını ödedik” diyen Pakdemirli, tarımsal desteğin son 18 yılda 12 katlık rekor bir artış gösterdiğini ve 311 milyar liraya ulaştığını söyledi. Bakan, 2021 yılında destekler için belirlenen miktarın 22 milyar TL olduğunu ancak “artı ikiyle beraber” 24 milyar lira destekle gelecek yılı kapatmayı hedeflediklerini belirtti.

Muhalefet milletvekilleri ise son dönemde yaşanan iyileşmeye rağmen ABD Doları Türk Lirası karşısında son bir yılda yüzde 25'e yakın değer kazanırken, bütçede desteklere ayrılan miktarın aynı kalmasını eleştirdi.

Kaynak: Business Insider

CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, “Tohumda, gübrede, ilaçta, mazotta, elektrik fiyatlarında yüzde 20 ila 50 arasındaki artışlar ortadayken, merkezî yönetim bütçe büyüklüğünde 2020–2021 arasındaki artış oranının yüzde 22,88 olması teklif edilirken tarımsal desteklemelerin aynı kalması asla kabul edilemez” derken, mazot ve gübre desteğinin 229 milyon lira, hayvancılık desteklerinin 558 milyon lira, arz açığı olan ürünlere ödenen desteklerin de 252 milyon lira düşürüldüğünü belirtti.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayımladığı son Bitki Üretim Verileri kitapçığına göre mazot fiyatları 2002–2020 yılları arasında yüzde 386 arttı. Çiftçinin 2002 yılında litresini ortalama 1,09 TL’den kullandığı mazot, 2019 yılında ortalama 6,43 TL’den satıldı.

Döviz endeksli olduğu için fiyatı benzer bir şekilde yükselen bir diğer girdi maliyeti de gübre. Bitki Üretim Verileri kitapçığına göre gübre fiyatları da 2003 yılından bu yana ortalama 5 kat arttı.

Artan fiyatlar sebebiyle girdi maliyetleri her geçen yıl artan çiftçiler, yıllardır hükümetten mazottan alınan Özel Tüketim Vergisi’ni kaldırmasını talep ediyor. Devletin mazot için destek ödediğini ancak bunun büyük bölümünü vergi olarak geri aldığını savunan çiftçilerin “Mazotta ÖTV kaldırılsın” talebi, Genel Kurul’daki bütçe görüşmeleri sırasında muhalefet milletvekillerince de dile getirildi.

CHP Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel, “Gelin, çiftçinin kullandığı mazottan ÖTV’yi kaldıralı” derken, Cumhur İttifakı ortaklarından Büyük Birlik Partisi’nin Genel Başkanı ve Ankara Milletvekili Mustafa Destici de desteklerin artırılması ve çiftçinin kullandığı mazotta ÖTV’nin kaldırılması çağrılarını desteklediğini ancak bu desteğinin mevcut durumdaki olumlu gelişmeleri de görmezden geleceği anlamına gelmediğini söyledi.

Öte yandan, CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, desteklerin aynı kalmasını “çiftçiye vurulmuş ve vurulacak en büyük darbe” olarak nitelendirirken, İyi Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş da 2006 yılında çıkarılan 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21'inci maddesindeki “Üreticiye verilecek destekler gayrisafi millî hasılanın yüzde 1'inden az olamaz” hükmüne rağmen çiftçiye hakkının hiçbir zaman bu oranda verilmediğini söyledi.

2006 yılında kabul edilen 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. Maddesi’nde tarımsal desteklerin finansmanıyla ilgili, “Tarımsal destekleme programlarının finansmanı, bütçe kaynaklarından ve dış kaynaklardan sağlanır. Bütçeden ayrılacak kaynak, gayri safi milli hasılanın yüzde birinden (1) az olamaz” hükmü bulunuyor.

Dünya Bankası verileri, Türkiye’nin 2019 yılındaki GSYH’sinin 761,425 milyar dolar olduğunu gösteriyor. 30 Aralık 2019'daki kurla hesaplandığında, GSYH’nin yüzde 1'i yaklaşık 45,5 milyar TL yapıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2019 Yılı Faaliyet Raporu’na göre, 2019 yılında 17,2 milyar TL nakit hibe tarımsal destek sağlandı.

Çeşitli tarım illerinden muhalefet milletvekilleri, Türkiye’nin yanlış tarım politikaları izlediğini ve desteğin çoğunlukla yerli üretim yerine ithalata gittiğini savunurken; iktidar milletvekilleri ve Bakanlık ise 2002 yılında 1,8 milyar liralık tarımsal destek miktarının 2020 yılında 22 milyar liraya yükselmesine ve prim desteği verilen ürünlerin sayısının 5'ten 18'e çıkmasına dikkat çekiyor.

Öte yandan, Proje Ref kapsamında görüştüğümüz çiftçiler ile Ziraat Odalarının ise destekler konusundaki asıl şikayet noktası zamanlamaya dair. Çiftçiler, çoğu üründe ekim öncesinde destek miktarlarını bilmiyor, planlamasını bir önceki yılın destek miktarlarına göre yapıyor; bu da üretim planlamasında ve gelirde ciddi çekilde etkili oluyor. Çiftçilerin ekonomik olarak şikayetçi oldukları bir diğer durum da desteklerin geç ödenmesi. Süt üreticiliğinin yaygın olduğu Trakya’da bir çiftçi, desteklerle ilgili düzenliği Proje Ref’e şöyle anlatmıştı:

“Yerel seçimlerden önce süt üreticine destek açıkladılar, her gazete yazdı. Çok güzel, dedik. Sonra seçimler bitti, bizim desteklerin ödemesine vakit gelene kadar yükselttikleri ödemeleri yine indirdiler kararla. Biz seçim zamanı çok güzel dediğimizle kaldık.”

-Tarımsal ithalat ve ihracat

Bakan Pakdemirli’nin Genel Kurul’daki bütçe konuşmasında özellikle üzerinde durduğu başlıklardan bir tanesi de tarımsal ithalat ve ihracat rakamlarıydı.

“18 milyar dolar tarımsal ihracatımız, 5,3 milyar da dış ticaret fazlamız var. Son iki buçuk yılda yüzde 6,5 ihracatımız artmış, 50,7 milyar dolar ihracat yapmışız, 14,6 milyar dolar dış ticaret fazlamız var” diyen Pakdemirli, 2020 yılının ilk on ayında da tarımsal ihracatın 15,1 milyar dolar olduğunu ve dış ticaret dengesinde 4,5 milyar dolar fazla olduğunu söyledi.

TÜİK (Mavi: İhracat, Yeşil: İthalat, Gri: Dış ticaret dengesi)

Türkiye’nin tarımdaki ithalat ve ihracat politikalarında gıda enflasyonuna yönelik kaygı etkin bir belirleyen. Tarımsal ürünlerin ithalatında vergilerin artırılması yerli üreticinin kazancına olumlu şekilde yansırken, gıda sanayisinde girdi fiyatlarının artması ise market raflarındaki ürünlerin fiyatlarında artış olarak kendini gösteriyor.

Bunun en güncel örneklerinden biri, son dönemde ayçiçek yağının artan fiyatı üzerinden yaşandı. TÜİK verilerine göre, ayçiçeği yağına Ağustos-Kasım ayları arasındaki 3 aylık süre içinde yüzde 40 zam geldi. Açık ara en çok tüketilen sofralık yağ çeşidi ayçiçek yağıyken, ABD Ziraat Dairesi (USDA) verilerine göre Türkiye, 1 milyon 950 bin tonluk ayçiçeği üretimine karşılık ilaveten 1 milyon 132 bin ton da ayçiçeği ithalatı yapıyor.

Türkiye’nin ayçiçeğinde ithalata dayanan mevcut durumu, küresel olarak artan fiyatların raflara yansıması anlamına gelirken; ayçiçeği hasadı zamanında ithalatla ilgili uygulamaya konan bir düzenleme de bu yaşananda etkili oldu. Hasat zamanında ayçiçekte ithalat vergisi artırıldı, bu da alıcıyı iç pazara yönlendirdi ve alım fiyatları geçen yıla göre arttı. Trakya Birlik’in 2019'da yüzde 44 yağ oranlı ayçiçeği için açıkladığı 2.650 TL/Ton’luk avans tutarını 2020'de 3.434,40 TL/Ton’a çıkarması çiftçiyi sevindirirken, alıcıya ise gıda enflasyonu olarak yansıdı.

Enflasyon başlığının, ekonomisi son yıllarda çalkantılı dönemlerden geçen Türkiye’deki ana tartışma gündemlerinden biri olması, tarımdaki ithalat-ihracat politikalarında belirleyici olurken; muhalefet milletvekilleri ise bu politikaların enflasyonu kontrol altında tutmak için bir enstrüman olarak kullanılması yerine yerli üreticinin destekleyeceği, uzun erimli planlar yapılması gerektiğini savunuyor.

Tarım gündemi TBMM çatısı altında bu başlıklar üzerinde tartışılırken, Proje Ref ise çiftçi sayısı son 12 yılda yüzde 48 azalan ve son 18 senede tarım alanlarının yüzde 18'sini kaybeden Türkiye’de durumun nasıl olduğunu çiftçilere, mevsimlik işçilere, aracılara, akademisyenlere, sivil toplum örgütlerine ve üreticilere sordu.

Impact Hub’ın da desteğiyle Project Zoom kapsamında hazırlanan, gazeteci Gonca Tokyol ve foto muhabir Osman Örsal’ın Türkiye’de tarımın güncel durumunu, tarımı bugüne getiren olumlu ya da olumsuz politikalar ile uygulamaları vegelecekte bizi nelerin beklediğini derledikleri dosya Aralık ayı sonundan itibaren okuyucularla buluşacak.

Aydın’ın Güdüşlü Köyü’nden, Ümit Amca’nın bulutlu bakışları eşliğinde kilosu 4 liradan yola çıkıp da İstanbul’daki manavın tezgahına ulaşan bamyanın, Siverek’tan Adana’ya pamuk toplamaya geldiği ilk gece döşeklerin neminden korkup da bütün gece uyuyamayan Sultan Abla’nın, biçerdöverin kamyonun arkasına attığı silajlık mısırları elinde birayla kamyonetin arkasına yaslanarak büyük bir keyifle izleyen Refik Abi’nin, gıda mühendisliği okumasına rağmen mesleğini yapamayıp da Refik Abi’nin keyifle izlediği biçerdöverin başına geçen Nedim’in, Adana’nın hasta olduğunu saklayan mevsimlik tarım işçilerinin, sokağa çıkma yasakları döneminde tarlasındaki ürünü nasıl kaldıracağını kara kara düşünen narenciye yetiştiricisi Kemal Uslu’nun, düğünlerin iptal edilmesi yüzünden bu yazı da evlenemeyip tarlada geçiren Nesibe’nin ve hem onları hem de hepimizi besleyen toprakların hikayesini, o topraklarda neler yaşandığını okumak, Türkiye’de tarımın durumuna biraz daha yakından bakmak isterseniz, Proje Ref’te buluşuruz!

Impact Journalism Grant Programme // Medyada Değişim Yaratanlar İçin Hibe Programı

Impact Journalism Grant Programme // Medyada Değişim Yaratanlar İçin Hibe Programı