1,5°C Hedefi ve Plastik

Doğu Eroğlu — 2011’de Cumhuriyet Gazetesi Ankara Bürosunda stajyer muhabir olarak gazeteciliğe başladı. 2012–2013’te, çevrimiçi yayınlanan, insan hakları ihlalleri tanıklıklarını aktaran Türkiye’den Şiddet Hikâyeleri çalışmasının editörlüğünü yaptı. Eroğlu, Haziran 2013’ten 2017’ye dek BirGün Gazetesi’nde tam zamanlı muhabir olarak çalıştı; politik ekoloji, temel insan hakkı ihlalleri, çatışma, radikalleşme ve cihat hareketleri üzerine yazdı. 2015 yılında Columbia University in the City of New York İnsan Hakları Araştırmaları Enstitüsünde misafir araştırmacı olarak bulunarak hafıza, hesap verebilirlik ve çatışma konularında çalıştı. Makaleleri Ayrıntı Dergi, Kolektif Dergi, Yeni Harman, Newsweek Europe gibi süreli yayınlar ile Diken.com.tr, Vice ve al-Monitor gibi çevrimiçi mecralarda yayımlanan Eroğlu, çevrimiçi yayın yapan Medyascope.tv’de araştırmacı gazeteci olarak çalışmaktadır. Eroğlu’nun İletişim Yayınları’ndan 2018’de çıkmış IŞİD Ağları isimli bir kitabı bulunmaktadır.

İklim krizinin kalıcı etkilerini önlemek için Paris Antlaşması yoluyla konan, küresel sıcaklık artışını 1,5°C’yle sınırlama hedefi, sera gazı azaltım taahhütlerine dayanıyor. Taahhütlerin önemli kısmıysa fosil yakıtların doğrudan ya da dolaylı kullanımını düşürmekle ilintili. Ham petrole dayalı plastik sektörü büyümeyi sürdürüyor; ancak geri dönüşüm şimdilik sektörün sera gazı emisyonlarını ortadan kaldırabilecek etkide değil. Sektör önemli bir dönüşüm geçirmez, tüketici talebi ise farklılaşmazsa, plastik sektörü iklim kriziyle mücadelede önemli bir soruna dönüşebilir.

Önümüzde iklim krizinin kalıcı etkilerini önlemek gibi zorlu bir görev var. Gezegendeki insan yaşamı ile sera gazı emisyonuna yol açan faaliyetler arasındaki bağlantıyı koparmayı becerebilirsek başarılı olmamız mümkün. Fakat son iki asırda fosil yakıtlara dayalı hızlı büyümeye, artan üretim ve tüketime bağımlı hale gelen dünya için bu dönüşüm kolay olmayacak gibi gözüküyor. Enerji ve ulaşım, dönüşümün en kilit sektörleri. Ama üretip tükettiklerimiz de mercek altında. İklim değişikliğiyle ilişkisi son yıllarda daha yüksek sesle konuşulan malzemelerden biri, petrole dayalı yapısı sebebiyle plastik.

Küresel sera gazı salımlarını sektörlere göre ayırdığımızda, enerji, ulaşım, tarım ve hayvancılık ile inşaat öne çıkıyor. Plastik için de benzer bir örüntü söz konusu. En çok plastik kullanılan sektörler otomotiv, inşaat, gıda (ambalaj) ve tekstil. Neredeyse tükettiğimiz her şey, farklı miktarlarda plastik içeriyor.

Plastik üretiminde en temel hammadde petrol. Plastik üretim zinciri ilk olarak ham petrolün çıkarılmasından kaynaklı sera gazı salımlarına yol açıyor. Ham petrolün rafinerilerde işlenmesiyle ortaya çıkan bileşikler, diğer malzemelerle birleştirilip ham plastiğe dönüştürülüyor. Üretimdeki en ciddi salımlar, rafinerilerde ve ham plastik üretimi sırasında meydana geliyor. Ama ham plastik (pelet) üretimi, plastik döngüsünün henüz başındaki aşamalardan biri. Pek çok ara üretici ham plastiği kendi faaliyet gösterdikleri sektörlere uygun biçimde yeniden şekillendirip kendi ürünlerini oluşturuyor. Zincirin bu kısmında da aralarında ulaşım ve imalat kaynaklı birçok sera gazı salımı meydana geliyor (sanayide kullanılan enerji ve diğer kaynakların yol açtığı salımlar, plastiğin içine eklenen diğer mamullerin üretiminde ortaya çıkan salımlar, üretim zincirindeki ulaşım salımları ve diğerleri).

Otomobil parçası, gıda ambalajı, inşaat materyali, tekstil ürünü ya da diğer tüketim mamullerine dönüştükten sonra pazara ulaşan plastikler için döngünün kalanında iki seçenek var: Kullanım ömrünü tamamlayan plastikler ya çöpe dönüşecek ya da geri dönüşüme girerek yeniden kullanılacak.

Her plastik geri dönüşüme uygun değil. Geri dönüşemeyen plastikler için sonraki işlemler göreceli olarak basit. Plastik atıklar, katı atık depolama alanlarında tutuluyor, çöplüklere gelişigüzel seriliyor, gömülüyor ya da yakılıyor. Plastik atıkların özellikle yakılması, plastiğin ham petrol kaynaklı doğası gereği atmosfere ek sera gazı salımı anlamına geliyor.

Plastik atıkların geri dönüştürülmesi ise ham petrolün rafine edilmesiyle üretilecek plastik miktarını azalttığı için küresel plastik endüstrisinin sera gazı salımlarını azaltan bir katkı koyuyor.

Ama plastikler söz konusu olduğunda geri dönüşüm üzerine çok düşünülmesi gereken bir konu.

İlk sorun geri dönüşümün zorluğu. Plastik atıkların kaynağı sanayi olduğunda geri dönüşüm mekanizmalarını kurmak daha kolay ama plastik atık bireysel tüketim kaynaklıysa geri dönüşüm zorlaşıyor. Bireysel tüketici kaynaklı ya da evsel plastik atıkların toplanması, ayrıştırılması ve ilgili plastik türlerine uygun geri dönüşüm tesislerinde yeniden ham plastik haline getirilmesi gerekiyor. Bu da evsel atıkların toplanması ve ayrıştırılması için hizmet ağlarının oluşturulup idame ettirilmesi, ilgili plastik türlerine uygun geri dönüşüm tesislerinin kurulması demek. Toplama ve ayrıştırma için çoğu zaman insan gücü gerekiyor, üstelik toplanan plastiğin ağlar içinde hareket etmesi de gerek. Toplama ve ayrıştırma işlemlerinden kaynaklanan sera gazı salımlarına bir de geri dönüşüm sırasında harcanan enerji ve kimi zaman geri dönüşebilir plastiğe belli miktarlarda dahil edilen virjin plastiğin (daha önce geri dönüşüm geçirmemiş, yeni üretilmiş plastik) üretiminden kaynaklı sera gazı emisyonları ekleniyor.

Geri dönüşümle ilgili ikinci açmaz ise finansal maliyetler. Ham petrole dayalı plastik üretimini sürdürmek, geri dönüşüm yoluyla plastik üretimi ve tüketiminde döngüselliğe erişmekten hâlâ daha ucuz. Carbon Tracker, üretilen plastiklerin yüzde 40’ının olduğu gibi doğaya bırakıldığını, sadece yüzde 5 ile 10 arası kısmının gerçekten geri dönüşüme gönderildiğini belirtiyor.

Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, plastiğin başı çektiği petrokimya endüstrisinin 2017–2030 dönemindeki günlük ham petrol talep artışı, diğer bütün sektörleri geride bırakacak. BP ise plastik sektörüne küresel çapta radikal kısıtlamalar getirilmediği takdirde, petrokimya endüstrisinin günlük ham petrol talebinin 2017’den 2040’a kadar yaklaşık üçte ikilik bir artış gösterebileceği tahmininde bulunuyor.

Image for post
Image for post

Yani halihazırdaki eğilimler sürdükçe plastik endüstrisi geri dönüşümü yaygınlaştırmak yerine ham petrolden plastik üretmeye devam edecek ve üretimini artıracak. Bu da dünyanın iklim krizini önlemek için Paris Antlaşması’yla koyduğu 1,5°C hedefine ulaşmayı güçleştirecek.

CIEL (Center for International Environmental Law) 2019’da yayınladığı Plastic & Climate: The hidden costs of a plastic planet raporunda, küresel plastik döngüsünden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının, 500 mW kurulu güce sahip 189 kömürlü termik santralin yarattığı sera gazı salımına eşit olduğunu ifade etmişti. Rapora göre sektörün büyüme eğilimi sürerse, 2050’ye gelindiğinde plastik döngüsünün dünyaya karbon maliyeti, 500 mW kurulu güce sahip 615 kömürlü termik santralin yarattığı sera gazı salımına eşit hale gelecek.

2050 yılı için net sıfır sera gazı salımı hedefleri tartışılırken, plastik sektörünün de hem üretim hem tüketim hem de atık yönetimi bakımından dönüşmesi gerektiği şüphesiz. Plastiğin Yolculuğu çalışmasındaki hedefimiz, plastik döngüsünün farklı aşamalarını, farklı aktörlerle birlikte inceleyerek dönüşümün önündeki güçlükleri ve fırsatları tespit etmek.

Written by

Impact Journalism Grant Programme // Medyada Değişim Yaratanlar İçin Hibe Programı

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store